ABD, Çin’den Ne İstiyor?
Dünya ekonomisinde devlerin rekabeti her zaman büyük dalgalanmalara yol açar. ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşı da sadece ekonomik çıkarlarla sınırlı değil; aynı zamanda küresel güç dengelerini yeniden şekillendirme mücadelesi. Peki, ABD’nin asıl hedefi ne? Çin’den tam olarak ne istiyor? İşin perde arkasına bakalım.
1. Ticaret Savaşları: Vergilerle Başlayan Rekabet
2018’de Donald Trump’ın Çin’e yüksek gümrük tarifeleri getirmesiyle başlayan süreç, aslında bir ekonomik savaşın fitilini ateşledi. Trump, Çin’in ucuz iş gücüyle haksız rekabet yarattığını savunarak Amerikan üreticilerini korumak adına ek vergiler koydu. Çin de buna karşılık ABD menşeli ürünlere misilleme yaptı.
Ancak mesele sadece ticari hamlelerden ibaret değildi. ABD’nin temel kaygısı, Çin’in yükselen ekonomik gücü ve küresel ticaretteki etkisini artırmasıydı.
2. Teknoloji Yarışı: Yapay Zeka ve Çip Savaşları
Çin artık sadece ucuz üretim yapan bir ülke değil. Yapay zeka, kuantum bilişim ve yarı iletken çipler gibi kritik alanlarda ABD’ye doğrudan rakip oldu. ABD, Huawei ve TikTok gibi Çin merkezli şirketlere yaptırımlar uygulayarak teknoloji alanındaki üstünlüğünü korumaya çalıştı. Ancak Çin, Made in China 2025 programıyla kendi teknolojik bağımsızlığını güçlendirmeye odaklandı.
Biden yönetimi de Trump’ın yolundan giderek Çin’e yönelik çip ambargoları getirdi ve Hint-Pasifik bölgesinde ittifaklar kurarak Çin’i çevrelemeye çalıştı. ABD’nin asıl hedefi, Çin’in teknolojik liderliğe ulaşmasını engellemekti.
3. Doların Hâkimiyeti Tehlikede mi?
Küresel ticarette en büyük silahlardan biri de dolar. Dünya ticareti dolar üzerinden yapılıyor, merkez bankaları dolar rezervleri tutuyor ve birçok ülkenin para birimi dolara endeksli. Ancak Çin, dedolarizasyon politikasıyla bu finansal düzeni sarsmaya başladı.
Rusya ve diğer ülkelerle doğrudan yuan kullanarak ticaret yapma adımları, ABD’nin küresel finansal gücünü tehdit ediyor. ABD için en büyük tehlike, doların küresel rezerv para birimi statüsünü kaybetmesi.
4. Askeri ve Jeopolitik Dengeler
Ekonomik rekabetin yanında, ABD ve Çin’in jeopolitik hamleleri de büyük önem taşıyor. ABD, Güney Çin Denizi’nde askeri varlığını artırırken, Çin de Rusya ile stratejik ortaklık kurarak Batı’ya karşı denge oluşturuyor.
ABD, Çin’in küresel etkisini kırmak için Asya-Pasifik’teki müttefikleriyle birlikte hareket ediyor ve Tayvan’a yönelik desteğini artırıyor. Çin ise buna karşılık, kendi etki alanını genişletmek için yeni ittifaklar kuruyor.
Sonuç: Kazanan Kim Olacak?
Bu rekabet sadece ticaretle sınırlı değil. Asıl mesele, küresel liderliğin kimde olacağı. ABD, ekonomik ve teknolojik üstünlüğünü korumaya çalışırken, Çin dünya sahnesinde daha güçlü bir aktör haline gelmeye devam ediyor.
Sizce, bu mücadelede hangi taraf üstünlük sağlayacak? ABD, küresel liderliğini koruyabilir mi, yoksa Çin yeni dünya düzenini mi şekillendirecek?